istanbul Psikolog ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi
istanbul Psikolog Şubelerimiz
Bakırköy | Beylikdüzü | Nişantaşı
Whatsapp Bilgi Hattı
0541 289 0 999
Mesaj Gönderin
bilgi@artipsikoloji.com

Anlaşılmanın Tamamlayıcı Anahtarı: Göz Teması

Bir insanı anlamanın, anlaşıldığını hissetmenin, değerli olduğunu hissetmenin ya da tam tersi bir şekilde karşımızdaki insanın bizden hoşlanmadığını, güven verici bir etkileşim kurulmadığının en iyi göstergesi “göz teması”dır. Göz teması ile kelimelerle üzeri kapatılmaya çalışılan veya anlaşılması istenen duygular, anlatılması zor olan durumların tamamlayıcı iletişim unsurudur.

Sözsüz iletişim araçlarından en sık ve en etkili kullanılan seçeneği olan göz teması ile her yaştan bireyle iletişime geçmek mümkün. Bebeklerle göz göze gelmek, onları anladığınızı hissettirebilir size, emin olun onlarda kendilerini değerli ve anlaşılmış hissediyorlardır. Bebekler ve çocuklar da aynı şekilde bir insanın dikkatini çekmek istedikleri zaman gözlerinin içine bakar, tepkileri öyle anlamaya çalışırlar. Göz teması aynı zamanda öğrenme becerilerini de geliştirdiği düşünülmektedir. Dikkati ortak bir noktada toplama, bire bir anlatıp ilgilenildiği imajı yaratır. Küçük çocuklarda bir şeyi göstermek yerine, göstermek istediğiniz şeye bakarsanız onlar da baktığınız noktaya bakamaya başlayacaklardır. Derslerde gözlerinin içine 3-4 saniye bakılarak konu anlatıldığında ise fark edildiğini, ilgilenildiğini ve önemli olduklarını hissederler ve doğrudan onlara anlatıldığını düşünerek anlatılan derse odaklanma süreleri uzar. Aynı durum yetişkinler için de geçerlidir. Önemli sunum veya toplantılarda 3-4 saniye kadar göz teması kurmak dinleyici de olsak anlatıcı da olsak daha fazla etki eder ve anlaşılma oranını artırır.

Göz teması bire bir etkileşimlerde daha sıklıkla görülür ve bu durum iletişim halinde olan iki kişinin uyumlanmasına yardımcı olur. Uyumlanma; iki kişi arasında duygusal yüz ifadesi ve beden dili kullanılarak, karşımızdakinin duygularını anladığımızı gösterdiğimiz empatik bir iletişim yoludur ve insanlar bunu düşünmeden yaparlar (Örneğin; üzgün birini dinlerken bedenimizin de aynı duruşa istemsiz geçmesi, yüzümüzün aynı ifadeye bürünmesi ve aktif olarak onu dinlememiz o duruma uygun bir uyumlanmadır). Bu nedenle göz teması kullanılarak iletişim kurmak yakınlık, şefkat, anlayış ve sevgi ihtiyacının karşılanması için bir iyi bir araçtır. Göz teması sayesinde duyguların ve isteklerin karşı tarafa aktarılmasını kolaylaşır. Hem duygusal ihtiyaçların anlatımı hem de aktarılması nedeniyle depresif, üzgün ve mutsuz insanların göz teması kurma eğilimleri vardır. Anlatsa bile anlaşılamayacağını düşündükleri, depresif duygu durumdayken anlatmaya fiziksel olarak güç bulmakta zorlandıkları için göz teması iyi bir alternatif oluşturmaktadır.

Duyguların karşı tarafa aktarılması, anlaşılmak, önemsenmek sadece arkadaşlık ilişkilerinde değil romantik ilişkilerde de önem kazanmaktadır. Konuşmadan uzun süre göz göze bakan çiftler, duygularını partnerlerine daha rahat aktarmış, göz teması çekilmediği süre içerisinde de aynı duyguların karşılığı olduğunu hissetmiş ve ilişkilerinin bağlılıklarını artırmış olur. Ayrıca yukarıda bahsettiğim uyumlanma ile de ilişkilerinde ortak duyguları hissetmeleri ve birbirlerini anlamaları da duygusal doyum, bağlanma ve duygusal yakınlığı artırır. Bireysel anlamda etkisi uzun sürer ve bedensel görünüm, kendi duyguları hakkında düşünme ve konuşma oranları artar, öz farkındalık gelişir. Ebeveyn çocuk ilişkisi içerisinde de romantik ilişkilerde olduğu gibi güvenli bağlanma, anlayış, sevgi, şefkat ve iş birliğinin anahtarıdır. Çocuğunuzdan bir şey isterken ya da bir şey anlatırken göz teması kurmak onu bir yandan anlarken bir yandan da sizi anlamasına yardımcı olmuş olur ve ikna etme olasılığınız artar.

Göz teması içerisinde ikna edicilik başka bir öneme sahip. Göz teması genellikle insanlarda güven, şefkat, ilgi ve yakınlık ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olduğu için gözlerini kaçırmadan bir şey anlatan insanlar tarafından ikna edilme olasılığınız artar. Yalan söyleyen insanlarda bu durumu sıklıkla kullanırlar ve sadece göz teması kurmaz tepkilerinizi de gözlerini kaçırmadan takip ederler. Bunu yalanlarının yakalanmaması, açık vermemek için yaparlar. Tabii ki her göz teması kuran yalancı demek değildir. Kendisini güçlü hissedenler, öz saygısı yüksek olan bireyler de göz teması kurmaktan çekinmezler, temasın kopmasını da istemezler. Ancak bu bazen rahatsız edici olabilmektedir. Çünkü romantik ilişkilerde olduğu gibi göz teması ile yoğun duyguların aktarımı kolaylaşır ve her yoğun duygu sevgi ve aşkla aynı değildir. Nefret hisseden, gücünü insanları dışlamak veya aşağılamak için kullanan insanlarda göz temasını koparmak istemezler ve bakışları diğer insanlara hiç de anlayışlı ve empatik gelmez. Aslında burada ikili iletişimin önemi devreye giriyor. Eğer bu temastan anlaşılmış ve şefkat görmüş değil, aksine tehdit altında ve güvensiz hissediyorsanız göz teması kurmaya olan gönüllüğünüz ortadan kalkıyor ve kendinizi utanmış, korkmuş, endişeli ve saldırıya uğramış hissediyorsunuz.

Kısaca; göz teması kurmada ilk adım iki tarafında gönüllü katılımı. İstek doğrultusunda göz teması kurarak iletişime geçmek bağlılığı, sevgiyi, anlaşılmayı, ilişkilerdeki verimi ve bireysel gelişimi her yaş grubu için destekler. Taraflardan biri bu etkileşime gönüllü değilse olumlu etkilerin aksine güvensiz, tehdit altında, kaygılı ve korku dolu hissetme ihtimalleri daha fazladır.

Klinik Psikolog Duygu ERTEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 21 = 24

ÜCRETSİZ SİZİ ARAYALIM