istanbul Psikolog ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi
istanbul Psikolog Şubelerimiz
Bakırköy | Beylikdüzü | Nişantaşı
Whatsapp Bilgi Hattı
0541 289 0 999
Mesaj Gönderin
bilgi@artipsikoloji.com
Boşanma Sonrası Psikolojik Durum ve Toparlanma Süreci 1

Boşanma Sonrası Psikolojik Durum ve Toparlanma Süreci

Evlilik süreciyle beraber çiftler hayatlarında yeni bir sistem kurar, o sisteme uygun ortak hayaller, planlar ve düzenlemeler yaparlar. Gelecek planlarına ortak mülk edinme, tatil planları, çocuk planlaması veya varsa kardeş düşünme, çocuklar üzerinden hayaller kurma gibi… Ancak bazen işler yolunda gitmez ve evlilikte sorunlarla karşılaşılabilir hatta sorunlar krize dönüşebilir. Kriz durumlarında boşanma fikri akla gelebilir veya bu durumla karşılaşmamak için çözüm yolları aranabilir. Sakinleşmeyi beklemek, yeni yollar keşfetmek, aileye yakın veya güvenilir birilerinin fikirlerini almak veya uzman bir çift ve evlilik terapistine gitmek çözüm için bulunan yollar olabilir.

Her ne kadar çözüm yolu aranmış olsa da her çift evliliklerini devam ettirecek gücü bulamayabiliyor ve boşanmalar gerçekleşiyor. Evlilik içerisinde çözümlenemeyen durumlar boşanmalardan sonrada sıkıntı yaratan meseleler haline gelip kaygı yaratmaya devam edebiliyor. Özellikle çocuk sahibi olan çiftlerde bu süreçler velayet konularıyla beraber daha da gündeme gelebiliyor. Sorunlarını çözmek adına çift terapisi desteği almış ancak boşanma kararını değiştirememiş çiftler nispeten daha şansı olabiliyor. Evlilik içerisindeki duyguları bir uzman desteğiyle partnerine anlatabilmiş, sağlıklı bir iletişim kurabilmiş ancak yine de boşanmaya karar vermiş çiftlerde boşanmadan sonraki süreç daha az kaygı verici olabiliyor.

Çift terapisi desteği almanın haricinde genellikle boşanma durumlarında terk eden ve terk edilen eşlerle karşılaşılmaktadır. Anlaşarak ayrılan çiftler de elbette ki vardır ancak boşanmayı ilk düşünüp dile getiren ve sonrasında ortak kararın boşanma verildiği evlilikler de mevcut. Terk edilen tarafta genellikle süreç kabullenmeme ve inkar, suçluluk hissetme, karşı tarafa öfke hissetme ve kabullenme olarak işler. Kabullenmeme ve inkar aşamasında taraflar “biz hala birbirimizi seviyoruz, her an barışabiliriz, annesi onu etkiledi yoksa biz ayrılmazdık” gibi düşünceler ve söylemlerde bulundukları süreçtir. Sonrasında suçluluk duyma aşaması gelir ve bireyler keşkelerle dolu cümleler kurarlar. Yapmadıkları/ yapamadıkları durumlar, yeni fark ettikleri ve pişmanlık yaratan durum ve olaylar akıllarına gelir ve suçluluk duygusunda artış olur, bireyler kendilerine karşı öfke hissederler. Karşı tarafa öfke hissetme ise kendilerinde eksik, kusurlu, hatalı oldukları durum ve özellikleri kabul edip hazmeden taraflar bu evrede eski eşlerinin eksik, kusurlu veya hatalı olabilecekleri durum ve zamanları hatırlama, eski eşleri suçlama ve öfkelenme eğilimindedirler. Kendilerini hatalı olarak algılayıp neden ve sonuçlarını içlerinde çözebilmiş bireyler karşı taraf ile ilgili sorulara yanıt ararken öfke duyguları yoğun olarak yaşanabilir. Kabullenme aşaması ise artık eski duyulan öfkenin zaman içerisinde sönmesi ve boşanmaya dair yaraların iyileşmeye başlamasının işaretleri olarak yorumlanabilmektedir.

Boşanmaya neden olan durumlar kadar boşanma süreci ve sonrası da yüklü ve ağır duygu durumları içinde barındırır. Gelecek kaygısı, insanlara özellikle de karşı cinse güvensizlik, toplumda baskı altında hissetme, depresyon, yalnızlık korkusu, özlem, kaygı, stres, tükenmişlik, değersizlik, başarısızlık, suçluluk, boşluk, öfke, sevilmeme, beğenilmeme, kendine acıma ve ümitsizlik boşanma durumlarında bireylerde sıkça karşılaşılan duygu durumlardır. Bu duygu durumların bir kısmı bireyin kendi ile ilgili algılayış ve duygularının tetiklenmesi ile hissedilirken bir kısmı çevreseldir. Boşanma sonrası yeni bir ilişkiye açık olma, velayet, nafaka, toplumdaki konum, insanların düşünceleri yukarıdaki duygu durumları etkilemektedir. Örneğin; kadınlarda gelecek kaygısı, velayet, kullanılmaktan korkma veya toplum içerisinde kabul görmeme duyguları daha sık rastlanırken; erkeklerde motivasyon düşüklüğü, başarısızlık, suçlama eğilimi, boşluk duygusu gibi durumlar daha sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Yaşanan duyguların kaynaklarını keşfetmek aslında bu süreçte alışmaktan çok olgunlaşmanıza ve kendinizi tanımanıza yardımcı olmaktadır. Örneğin; özlem duygunuz ağırlıklıysa eski eşinizi mi, eski düzeninizi mi yoksa her ikisini de mi özlediğinizi bulmak size yeni kaplar açabilir. Boşanma gerçekleştikten sonra yeni bir sistem ve düzen kurma, yeni sınırlar geliştirme gibi durumlar yaşanan zorlanmaları daha şiddetli hissedilmesine neden olabilir. Bu nedenle boşanmaya karar verildiği andan itibaren adım atmak için doğru zamanı kararlaştırmak gelecek kaygısı, başarısızlık, değersizlik, değersizlik, ümitsizlik ve kendine acıma duygularını azaltırken özgüvenin, benlik saygısının artasına yardımcı olabilir. Hatta böyle durumlarda yaşanan kaygı ve stres harekete geçme ve mücadele etme gibi durumlarda motivasyon kaynağını bile oluşturabilmektedir.

Boşanmanın her evresini araştırmak sizi yeni bir sürprizle karşılaşma riskinizi azaltır ve boşanma süreciniz daha az kaygı verici hale gelebilir. Boşanma gerçekleştikten sonra yakın çevre ve arkadaşlarınızdan sosyal destek almak, ileriye dönük yeni hayaller kurmak, beslenme ve uyku düzeninizi oluşturmak, spor ve meditasyon yapmak, yeni hobiler keşfetmek, kendinizde sevdiğiniz özellikleriniz keşfetmek veya geliştirmek, yeni ortamlara girmek ve arkadaşlar edinmek size iyi gelmeyen ruh halinizden biraz olsun sıyrılmanıza, aklınıza eskiye dair düşünceler, anılar, korku veya kaygı verici düşünceler gelirse baş edebilecek gücü bulmanıza  yardımcı olabilir. Eski eşinizle olabildiğince görüşmeleri sınırlandırmak, eski duyguları tetikleyici film/şarkı gibi etkenleri sınırlandırmak, eski eşinize ait eşyaları yeni düzen kurduğunuz evde bulundurmamak yeni düzene adapte olmanızı kolaylaştırabilir. Bu dönemi atlatmakta zorluk yaşıyorsanız, dahası hayatın artık eski eşiniz olmadan çekilmeyeceğini ve anlamı olmadığını düşünüyorsanız ve bu hissiyatta azalma yaşamıyorsanız bir uzmandan yardım almanızda fayda var.

Klinik Psikolog Duygu ERTEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÜCRETSİZ SİZİ ARAYALIM